Ahşap Kaşık Yapımı Atölyesi 4 Eylül’de Çanakkale’de: Geleneksel Zanaat Yeni Ellerle Buluşacak
Çanakkale’nin geçmişte köy yaşamının önemli el sanatlarından biri olan ahşap kaşık yapımı, Çanakkale Kültür Yolu Festivali kapsamında yeniden ziyaretçilerle buluşacak. Mehmet Siracettin Çetin eşliğinde gerçekleştirilecek Ahşap Kaşık Yapımı Atölyesi, 4 Eylül 2026 Cuma günü…

Çanakkale’nin geçmişte köy yaşamının önemli el sanatlarından biri olan ahşap kaşık yapımı, Çanakkale Kültür Yolu Festivali kapsamında yeniden ziyaretçilerle buluşacak. Mehmet Siracettin Çetin eşliğinde gerçekleştirilecek Ahşap Kaşık Yapımı Atölyesi, 4 Eylül 2026 Cuma günü…
Çanakkale’nin geçmişte köy yaşamının önemli el sanatlarından biri olan ahşap kaşık yapımı, Çanakkale Kültür Yolu Festivali kapsamında yeniden ziyaretçilerle buluşacak. Mehmet Siracettin Çetin eşliğinde gerçekleştirilecek Ahşap Kaşık Yapımı Atölyesi, 4 Eylül 2026 Cuma günü saat 16.00-17.00 arasında Anadolu Hamidiye Tabyası Hangar’da düzenlenecek. Etkinliğe katılım ücretsiz olacak.
Türk mutfak kültürünün en eski gündelik kullanım araçlarından biri olan tahta kaşığın bir ağaç parçasından kullanılabilir bir nesneye dönüşme sürecini yakından tanıtacak atölyede katılımcılar geleneksel üretim kültürüyle buluşacak. Güncel Çanakkale Kültür Yolu Festivali programında etkinliğin Mehmet Siracettin Çetin eşliğinde gerçekleştirileceği ve katılımcıların üretim sürecine dahil olacağı belirtiliyor.
Ahşap Kaşık Yapımı Atölyesi Ne Zaman?
Festivalin 4 Eylül programında yer alan atölye Anadolu Hamidiye Tabyası Hangar’da gerçekleştirilecek.
- Etkinlik: Ahşap Kaşık Yapımı Atölyesi
- Sanatçı: Mehmet Siracettin Çetin
- Tarih: 4 Eylül 2026 Cuma
- Saat: 16.00-17.00
- Yer: Anadolu Hamidiye Tabyası Hangar
- Adres: Barbaros Mahallesi, 17020 Çanakkale Merkez / Çanakkale
- Katılım: Ücretsiz
- Kontenjan: 10 kişi
- Kayıt: atolyekayit.com
Festivalin yayımlanan güncel programında Ahşap Kaşık Yapımı Atölyesi’nin 16.00-17.00 saatlerinde Mehmet Siracettin Çetin eşliğinde düzenleneceği doğrulanıyor.
Çanakkale’de Tahta Kaşık Yapımının Köklü Bir Geçmişi Var
Ahşap kaşık yapımı yalnızca Anadolu’nun başka bölgelerinden festivale taşınmış bir zanaat değil. Çanakkale’nin kendi geleneksel el sanatları arasında da tahta kaşık yapımı bulunuyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Portalı’ndaki Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşiv kayıtlarına göre tahta kaşık yapımı geçmişte Çanakkale’de yaygın biçimde gerçekleştirilen el sanatlarından biriydi. Hatta geçmiş dönemlerde hemen hemen her köyde kaşık yapıldığı, günümüzde ise bu işi sürdüren usta sayısının oldukça azaldığı belirtiliyor.
Bu bilgi 4 Eylül’de düzenlenecek atölyeyi Çanakkale açısından daha anlamlı hale getiriyor.
Çünkü etkinlik yalnızca genel bir ahşap oymacılığı çalışması olmayacak; kentte geçmişte günlük yaşamın içerisinde bulunan, ancak zaman içerisinde üreticileri azalan geleneksel bir el sanatının yeniden görünür olmasını sağlayacak.
Çanakkale’de Kaşık Yapımında Akçaağaç Kullanılıyor
Ahşap kaşığın dayanıklılığı ve işlenebilirliği kullanılacak ağacın özellikleriyle doğrudan ilişkili.
Türkiye’nin farklı bölgelerinde şimşir, akçaağaç ve yörede bulunan başka uygun ağaç türleri tercih edilebiliyor. Her üretim merkezinin kendi çevresindeki hammadde olanakları ve ustalık geleneği ağaç seçimini etkiliyor.
Çanakkale açısından ise resmî kültür kayıtlarında özellikle akçaağaç öne çıkıyor.
Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivine dayanan Kültür Portalı kaydında, yöredeki geleneksel tahta kaşıkların yapımında akçaağaç kullanıldığı belirtiliyor. Ağacın şekillendirilmesinde keser, oygu ve bıçaklardan yararlanıldığı; son aşamada ise yüzeyin zımparayla düzeltildiği aktarılıyor.
Bu nedenle Çanakkale kaşıkçılığı anlatılırken bütün örneklerin şimşir ağacından yapıldığı şeklinde genelleme yapmak yerine, kentin kayıtlı geleneksel üretiminde akçaağacın önemli yer tuttuğunu belirtmek daha doğru.
Bir Ağaç Parçası Nasıl Kaşığa Dönüşüyor?
Geleneksel ahşap kaşık üretiminin en dikkat çekici yanı, başlangıçta sıradan görünen bir ağaç parçasının ustanın elinde giderek tanıdık bir forma dönüşmesi.
Üretim süreci uygun ahşabın seçilmesiyle başlıyor.
Ağaç parçasının damar yönü, sağlamlığı ve üzerinde çatlak bulunup bulunmaması ortaya çıkacak ürünün dayanıklılığını etkileyebiliyor.
Ardından kaşığın genel dış formu belirleniyor.
Kaşığın yemek veya sıvıyı taşıyan çukur bölümü oyulurken dış yüzeyi de kademeli olarak inceltiliyor. Sap ile ağız bölümünün birleştiği nokta hem kullanım rahatlığı hem de dayanıklılık bakımından dikkat gerektiriyor.
Kültür Portalı’nın Çanakkale kaşık yapımı kaydında geleneksel üretimde keser, oygu ve bıçakların temel araçlar arasında bulunduğu belirtiliyor. Son biçimini alan ürünün yüzeyi ise zımparalanarak daha düzgün hale getiriliyor.
4 Eylül’deki atölye de ziyaretçilerin tamamlanmış bir tahta kaşığın arkasındaki bu el emeğini yakından görmesini sağlayacak.
Kaşığın En Zor Bölümlerinden Biri İç Haznenin Oyulması
Ahşap kaşık yapımında dış hatları oluşturmak üretimin yalnızca bir bölümü.
Kaşığın en karakteristik kısmı olan içbükey ağız bölümünün hazırlanması ayrı bir ustalık gerektiriyor.
Bu bölüm gereğinden fazla oyulursa ahşap çok ince hale gelebiliyor. Yeterince derinleştirilmezse ortaya çıkan ürün kullanım açısından istenilen forma ulaşmıyor.
Usta bu nedenle ağacın kalınlığını sürekli takip ederek kontrollü biçimde malzeme kaldırıyor.
Geleneksel üretimin özelliği de burada ortaya çıkıyor.
Fabrikada standart kalıplarla gerçekleştirilen üretimin aksine el yapımı bir kaşığın biçimi ustanın yaptığı her kesim ve oyma hareketiyle adım adım ortaya çıkıyor.
Bu nedenle iki el yapımı kaşık aynı ustanın elinden çıkmış olsa bile küçük farklılıklar taşıyabiliyor.
Sap, Boyun ve Ağız Arasında Denge Kuruluyor
Ahşap kaşığın görünümü basit olsa da kullanışlı bir form oluşturmak dengeli bir tasarım gerektiriyor.
Kaşığın elde tutulan sap bölümü çok ince bırakılırsa kullanım sırasında kırılma riski artabiliyor. Gereğinden kalın olması ise ürünü ağırlaştırabiliyor.
Ağız ile sap arasında kalan geçiş bölgesi de kaşığın dayanıklılığı açısından önemli.
İç haznenin iki tarafının dengeli biçimde şekillendirilmesi ve kaşığın merkez ekseninin korunması, elde rahat kullanılan bir ürünün ortaya çıkmasına katkı sağlıyor.
Bu ayrıntılar ahşap kaşık yapımının yalnızca ağaç yontmak olmadığını gösteriyor.
Usta aynı anda malzemenin yapısını, kalınlığı, dengeyi ve kullanım amacını düşünmek zorunda.
Son Dokunuş Zımparayla Yapılıyor
Kesici aletlerle şekillendirilen ahşabın yüzeyinde küçük izler ve pürüzler kalabiliyor.
Bu nedenle geleneksel kaşık yapımının önemli aşamalarından biri yüzeyin düzgün hale getirilmesi.
Çanakkale’nin geleneksel kaşık yapımına ilişkin resmî kayıtta kaşıkların zımpara kullanılarak düzeltildiği belirtiliyor.
Zımparalama yalnızca görsel bir işlem değil.
Elde tutulacak ve günlük kullanımda insanla sürekli temas edecek bir nesnenin yüzeyindeki keskin veya rahatsız edici çıkıntıların azaltılması gerekiyor.
Bu aşamanın ardından ahşabın doğal damarları ve renk farklılıkları da çok daha belirgin hale geliyor.
Her ağacın damar yapısı farklı olduğu için tamamlanan kaşık kendi doğal desenini taşıyor.
Ahşap İşlemeciliği Türk El Sanatlarının Eski Kollarından
Ahşap, insanın günlük yaşamında en uzun süredir kullandığı doğal malzemelerden biri.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, ahşap işlemeciliğini Türkiye’deki en eski el sanatlarından biri olarak değerlendiriyor. Ahşap işlemeciliği içerisinde marangozluğun yanında beşikçilik, bastonculuk, oymacılık ve kaşıkçılık gibi farklı zanaat kolları bulunuyor.
Ağacın kolay ulaşılabilen ve farklı biçimlere dönüştürülebilen bir malzeme olması, geçmiş toplumlarda mutfak eşyalarından tarım araçlarına, mobilyadan mimari yapı elemanlarına kadar çok geniş bir kullanım alanı oluşturdu.
Kaşık da bu günlük ihtiyaçların en temel örneklerinden biri oldu.
Basit biçimi ve doğal hammaddesi sayesinde ev yaşamının vazgeçilmez araçları arasında yer aldı.
Ahşap Kaşık Mutfaktan Halk Kültürüne Uzandı
Kaşığın Türk kültüründeki yeri yalnızca yemek masasıyla sınırlı değil.
Özellikle Anadolu’nun bazı bölgelerinde kaşıklar halk oyunlarının ritim araçlarından biri olarak kullanılıyor.
Dansçıların iki ellerinde tuttukları kaşıkları birbirine vurarak çıkardıkları ritim, müziğin ve dansın bir parçasına dönüşüyor.
Bu kullanım biçimi, gündelik bir mutfak nesnesinin zaman içerisinde halk kültürü içerisinde farklı bir işleve kavuşmasının dikkat çekici örneklerinden biri.
Ancak yemek için hazırlanan ahşap kaşıklarla halk oyunlarında kullanılmak üzere üretilen kaşıkların biçim, kalınlık ve malzeme özellikleri aynı olmak zorunda değil.
Ürünün nasıl kullanılacağı, üretim sırasında tercih edilen formu da etkileyebiliyor.
Türkiye’nin Farklı Bölgelerinde Farklı Ağaçlar Kullanılıyor
Kaşıkçılık Türkiye’nin yalnızca tek bir bölgesine özgü değil.
Farklı orman örtülerine sahip yörelerde ustalar çevrelerinde bulunan ve kaşık yapımına uygun ağaçlardan yararlanmış.
Örneğin Kültür Portalı’nın Sakarya’daki geleneksel üretime ilişkin kaydında şimşir ağacının kaşıkçılık açısından önemli olduğu belirtiliyor. Şimşirin sert ve dayanıklı yapısının bölgedeki ustalar tarafından tercih edilmesinde etkili olduğu aktarılıyor.
Çanakkale’de ise resmî kayıtlarda akçaağaç kullanımının öne çıkması, geleneksel el sanatlarının bulundukları coğrafyaya göre nasıl farklılaştığının güzel bir örneğini oluşturuyor.
Dolayısıyla “geleneksel Türk ahşap kaşığı” adı altında tek bir ağaç, tek bir ölçü veya tek bir üretim biçiminden söz etmek doğru değil.
Her yöre kendi malzemesini ve ustalık bilgisini geliştiriyor.
Şimşir Kaşıklar da Anadolu Kaşıkçılığının Tanınan Örneklerinden
Şimşir ağacı özellikle bazı Karadeniz ve Marmara yörelerinde kaşık üretimiyle özdeşleşmiş durumda.
Sert ve sık dokulu olması, şimşiri uzun ömürlü küçük ahşap eşya üretiminde değerli hale getiriyor.
Kültür Portalı’nın Sakarya kaydında de şimşirin yöredeki kaşık ustalarının önemli hammaddelerinden biri olduğu anlatılıyor.
Ancak aynı ağaç türünün Türkiye’nin bütün kaşıkçılık merkezlerinde kullanıldığı düşünülmemeli.
Bu farklılık, geleneksel el sanatlarının standart fabrika üretimlerinden neden ayrıldığını da gösteriyor.
Her üretim merkezi doğrudan yaşadığı coğrafyadan besleniyor.
Çanakkale’de Bir Zamanlar Hemen Her Köyde Yapılıyordu
Çanakkale kaşıkçılığına ilişkin en dikkat çekici bilgilerden biri, zanaatın geçmişteki yaygınlığı.
Kültür Portalı’ndaki Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü kaydına göre geçmişte hemen her köyde tahta kaşık yapımı görülüyordu.
Bugün ise bu işi sürdüren kişi sayısının sınırlı kaldığı belirtiliyor.
Bu değişimin arkasında günlük yaşamın dönüşmesi bulunuyor.
Metal ve daha sonra farklı endüstriyel malzemelerden seri olarak üretilen mutfak araçlarının yaygınlaşması, el yapımı kaşığa duyulan günlük ihtiyacı azalttı.
Bir zamanlar ev ihtiyacının doğal bir parçası olarak yapılan ürün, zaman içerisinde el sanatı ve kültürel miras niteliği kazandı.
İlçe Pazarlarında Satılan Bir Köy Ürünüydü
Çanakkale’nin geleneksel tahta kaşıklarının geçmişteki ekonomik yaşamda da yeri bulunuyordu.
Köylerde üretilen kaşıklar yalnızca üreticinin kendi evinde kullanılmıyor, ilçe pazarlarında satışa da sunuluyordu. Kültür Portalı kayıtları, zımparayla son şekli verilen kaşıkların yöresel pazarlarda satıldığını aktarıyor.
Bu durum geleneksel el sanatlarının kırsal ekonomi içerisindeki rolünü de gösteriyor.
Köyde bulunan doğal hammadde, insan emeğiyle kullanılabilir bir ürüne dönüştürülüyor ve pazarda gelir sağlayan bir mala dönüşüyordu.
Kaşıkçılık bu nedenle yalnızca estetik bir zanaat değil, geçmiş dönemlerde küçük ölçekli üretim ekonomisinin de parçasıydı.
Fabrika Üretimi Artınca Usta Sayısı Azaldı
Geleneksel el sanatlarının büyük bölümü sanayileşme ve seri üretim karşısında benzer bir süreç yaşadı.
Bir ahşap kaşığın elde hazırlanması zaman ve emek gerektiriyor.
Endüstriyel üretimde ise aynı ürün çok daha kısa sürede ve büyük sayılarda üretilebiliyor.
Günlük ihtiyacın ucuz ve kolay ulaşılabilir ürünlerle karşılanması, geleneksel ustalara duyulan talebi azaltıyor.
Çanakkale’de geçmişte köylerde yaygın olan kaşıkçılığın günümüzde sınırlı sayıda usta tarafından sürdürülmesi de bu dönüşümün yerel örneklerinden biri.
Bu nedenle atölyeler, sergiler ve uygulamalı kültür programları geleneksel üretim bilgisinin görünürlüğünü koruması açısından önem taşıyor.
Mehmet Siracettin Çetin Festivalin Geleneksel Sanat Ustaları Arasında
Çanakkale Kültür Yolu Festivali programında geleneksel sanatların farklı alanlarında çok sayıda isim ziyaretçilerle buluşacak.
Festival programlarında Mehmet Siracettin Çetin, Ahşap Kaşık Yapımı Atölyesi’nin uygulayıcı sanatçısı olarak yer alıyor. Festivalde ebru, çini, seramik, keçe, iğne oyası, bez bebek, ahşap baskı ve farklı geleneksel sanat alanlarıyla birlikte ahşap kaşık yapımı da ziyaretçilere tanıtılacak.
Yayımlanan güncel festival programında Çetin’in ayrıntılı biyografisine ilişkin kapsamlı bilgi bulunmuyor.
Bu nedenle doğrulanmamış bir meslek geçmişi veya belirli bir ustalık unvanı eklemek yerine, etkinlikte geleneksel ahşap kaşık yapımını katılımcılara aktaracak sanatçı olarak değerlendirmek daha doğru.
Katılımcılar Sadece İzlemeyecek, Üretim Sürecini Deneyimleyecek
Atölyenin önemli yönlerinden biri izleyici ile üretici arasındaki mesafeyi azaltması.
Bir müzede veya pazarda tamamlanmış ahşap kaşığa bakıldığında, onun nasıl üretildiğini anlamak zor olabilir.
Ancak ağaç parçasının ilk şeklinin oluşturulmasını, yüzeyden malzeme kaldırılmasını ve çukur bölümün ortaya çıkarılmasını görmek ürüne tamamen farklı bir gözle bakılmasını sağlıyor.
Festival programında da katılımcıların geleneksel kültürle tanışırken üretim yapacağı özellikle belirtiliyor.
Bir saatlik çalışma geleneksel kaşık ustalığının bütün inceliklerini öğretmek için yeterli olmasa da zanaatın temel mantığını anlamak ve ahşapla çalışmanın nasıl bir deneyim olduğunu görmek açısından önemli bir başlangıç sunacak.
El Yapımı Ürünün Değeri Emeğinde Saklı
Ahşap bir kaşığın maddi olarak en büyük bölümü kullandığı küçük ağaç parçası gibi görünebilir.
Ancak geleneksel bir üründeki gerçek değer çoğu zaman hammaddeden çok emeğin içerisinde bulunuyor.
Uygun ağacın seçilmesi, taslağın belirlenmesi, kesilmesi, oyulması, inceltilmesi ve yüzeyin düzeltilmesi zaman gerektiriyor.
Usta aynı zamanda yaptığı yanlış bir kesimin geri alınamayacağını biliyor.
Seramikte bazen çamura yeniden şekil vermek mümkünken ahşaptan kaldırılmış bir parçayı tekrar yerine koymak mümkün değil.
Bu nedenle ağaç işlemeciliğinde her hareket kontrollü biçimde ilerliyor.
Ahşabın Damarı Ustaya Yön Gösteriyor
Doğal ahşap homojen bir endüstriyel malzeme değil.
Her ağaç parçasının damar yönü ve dokusu farklı.
Kesici aletin damar yönüne karşı yanlış kullanılması yüzeyde kontrolsüz kopmalara neden olabiliyor.
Bu nedenle geleneksel ustalık yalnızca kullanılan aleti tanımaktan ibaret değil; ağacın kendisini okuyabilmek de gerekiyor.
Usta ahşabın hangi yönde daha rahat işleneceğini, hangi bölümünün güçlü olduğunu ve nerede daha dikkatli hareket etmesi gerektiğini deneyimle öğreniyor.
Bu bilgi yazılı bir tariften çok tekrar ve uygulamayla kazanılan zanaat bilgisinin parçalarından biri.
Ahşap Kaşık Küçük Bir Nesne, Büyük Bir Kültür Hikâyesi
Bir mutfak çekmecesinde duran ahşap kaşık ilk bakışta son derece sıradan bir eşya.
Ancak geçmişe bakıldığında bu küçük nesnenin arkasında orman, köy yaşamı, el emeği, pazar kültürü ve kuşaktan kuşağa aktarılan üretim bilgisinin bulunduğu görülüyor.
Ağaç doğadan alınıyor.
Ustanın elinde biçimleniyor.
Evde yemek hazırlarken kullanılıyor.
Bazı örnekleri pazara götürülerek satılıyor.
Başka yörelerde ise ritim aracına dönüşerek halk oyunlarının parçası oluyor.
Bu nedenle kaşıkçılık gündelik yaşam ile geleneksel sanat arasındaki sınırın ne kadar geçirgen olduğunu gösteren güzel örneklerden biri.
Kültür Yolu Festivali’nde Yaşayan Miras El Üretimiyle Tanıtılıyor
Çanakkale Kültür Yolu Festivali’nin geleneksel sanat programının önemli özelliklerinden biri, eserleri yalnızca sergilemek yerine üretim süreçlerini atölyelere taşıması.
Anadolu Hamidiye Tabyası Hangar’da festival boyunca seramikten ebruya, çiniden keçeye, iğne oyasından bez bebeğe kadar farklı geleneksel üretimler gerçekleştiriliyor.
Ahşap Kaşık Yapımı Atölyesi de bu zincirin ağaç işçiliği ayağını oluşturacak.
Kültür ve Turizm Bakanlığı geleneksel el sanatlarının toplumların duygu dünyasını, estetik beğenilerini ve kültürel özelliklerini yansıtan bir mirasa dönüştüğünü vurguluyor. Ahşap işlemeciliği ve kaşıkçılık da bu geniş el sanatları geleneğinin içinde yer alıyor.
Atölye 10 Kişiyle Sınırlı Olacak
Ahşap kaşık üretiminde kesici ve oyucu aletlerle çalışılması, katılımcı sayısının kontrollü tutulmasını özellikle önemli hale getiriyor.
Atölye 10 kişiyle sınırlı gerçekleştirilecek.
Kayıtlar atolyekayit.com üzerinden alınacak.
Sınırlı katılımcı sayısı, uygulama sırasında Mehmet Siracettin Çetin’in üretim aşamalarını daha yakından gösterebilmesine ve katılımcılarla birebir ilgilenebilmesine imkân sağlayacak.
Özellikle kesici aletlerin kullanılacağı bölümlerde etkinlik görevlilerinin yönlendirmelerine uyulması önem taşıyacak.
Atölye Anadolu Hamidiye Tabyası Hangar’da Yapılacak
Etkinlik Anadolu Hamidiye Tabyası Hangar bölümünde gerçekleştirilecek.
Barbaros Mahallesi’nde bulunan Anadolu Hamidiye Tabyası, Çanakkale Kültür Yolu Festivali boyunca kentin ana etkinlik merkezlerinden biri olacak.
Gündüz saatlerinde Hangar alanında geleneksel sanat atölyeleri gerçekleştirilirken, denize yakın bölümlerde dalış ve yelken programları düzenlenecek.
Akşam saatlerinde ise Anadolu Hamidiye Tabyası Açık Hava Sahnesi festivalin büyük konserlerine ev sahipliği yapacak.
4 Eylül’de Geleneksel Sanat Programı Öğle Saatlerinde Başlayacak
Ahşap Kaşık Yapımı Atölyesi’nin gerçekleştirileceği 4 Eylül günü Hamidiye Tabyası’ndaki kültür programı daha erken saatlerde başlayacak.
Saat 13.00 ve 14.30’da Selma Turhan eşliğinde Geleneksel Çanakkale Seramik Dekorları ve Fırça Tekniğinde Kartpostal Tasarımları Atölyesi gerçekleştirilecek.
Ardından saat 16.00’da Mehmet Siracettin Çetin’in Ahşap Kaşık Yapımı Atölyesi başlayacak. Güncel program her iki geleneksel sanat etkinliğinin aynı gün Hangar bölümünde gerçekleştirileceğini doğruluyor.
Böylece ziyaretçiler aynı gün içerisinde bir tarafta Çanakkale’nin seramik dekor geleneğini, diğer tarafta ahşap kaşık üretim kültürünü deneyimleme fırsatı yakalayacak.
Dalış ve Yelken Etkinlikleri de Aynı Gün Devam Edecek
4 Eylül’de Anadolu Hamidiye Tabyası yalnızca geleneksel sanatlarla değil, deniz etkinlikleriyle de hareketli olacak.
Tarihe Saygı Anı Dalışı ve Yelken Sürüşü programları saat 09.00-17.00 arasında gerçekleştirilecek.
Böylece Ahşap Kaşık Yapımı Atölyesi’nin başlayacağı saatlerde aynı festival alanının farklı bölümlerinde deniz ve kültür etkinlikleri birlikte devam edecek.
Festivalin farklı disiplinleri aynı mekânda bir araya getirmesi, Hamidiye Tabyası’nı gün boyunca yaşayan bir etkinlik alanına dönüştürecek.
Troya Müzesi’nde Çocuklar İçin Özel Program Var
4 Eylül’ün festival takvimi yalnızca Hamidiye Tabyası’yla sınırlı değil.
Troya Müzesi’nde saat 16.00-17.30 arasında Çocuklar İçin Rehberli Müze Gezisi gerçekleştirilecek.
Minik ziyaretçiler önce uzmanlarla birlikte müzeyi gezecek, ardından çocuk etkinlik alanındaki ara-bul ve boyama çalışmalarına katılacak.
Aynı saatlerde Çanakkale Mehmet Akif Ersoy İl Halk Kütüphanesi’nde Mustafa Gür’ün katılımıyla “Bilge İnsan” söyleşisi de düzenlenecek.
Bu nedenle 4 Eylül öğleden sonrası festivalin farklı mekânlarında aynı anda sanat, edebiyat, çocuk eğitimi ve geleneksel zanaat programlarının gerçekleştirileceği yoğun bir zaman dilimi olacak.
Akşam Programında “Tamamen Doluyuz” ve Sefo Var
4 Eylül akşamında Çanakkale Kültür Yolu Festivali sahne sanatları ve müzik programıyla devam edecek.
ÇOMÜ İÇDAŞ Kara Yusuf Kongre Merkezi’nde saat 20.00’de İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımı “Tamamen Doluyuz” sahnelenecek.
Saat 21.00’de ise Sefo, Anadolu Hamidiye Tabyası Açık Hava Sahnesi’nde Çanakkalelilerle buluşacak. Festivalin büyük konserleri ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor ve 4 Eylül gecesinin sanatçısı programda Sefo olarak yer alıyor.
Böylece sabah deniz sporlarıyla başlayan 4 Eylül programı, öğleden sonra geleneksel sanatlarla devam ederek gece konserle tamamlanacak.
Kaybolmaya Yüz Tutan Bir El Sanatı Çanakkale’de Yeniden Görünür Olacak
Çanakkale’de geçmişte hemen her köyde görülen tahta kaşık üretiminin bugün sınırlı sayıda usta tarafından sürdürülmesi, geleneksel el sanatlarının karşı karşıya olduğu dönüşümü açık biçimde ortaya koyuyor.
Bir zamanlar günlük ihtiyacı karşılayan sıradan bir üretim olan kaşıkçılık, bugün öğrenilmesi ve aktarılması gereken kültürel bir bilgi haline gelmiş durumda.
Bu nedenle geleneksel sanatların sürdürülebilmesi yalnızca eski kaşıkların müzelerde korunmasına bağlı değil.
Yeni kuşakların ağacın nasıl seçildiğini, aletlerin nasıl kullanıldığını ve bir nesnenin el emeğiyle nasıl ortaya çıktığını görmesi de önemli.
4 Eylül’de Anadolu Hamidiye Tabyası’nda gerçekleştirilecek atölye tam olarak bu karşılaşmayı sağlayacak.
Bir Saatlik Atölyede Yüzyıllık Üretim Kültürü Anlatılacak
Keser, oygu ve bıçakla şekillendirilen küçük bir ağaç parçası…
Ardından sabırla oyulan iç bölüm, inceltilen sap ve zımparayla düzgün hale getirilen yüzey…
Geçmişte Çanakkale’nin köylerinde günlük yaşamın doğal parçalarından biri olan tahta kaşık, bugün aynı üretim hikâyesiyle festival ziyaretçilerinin karşısına çıkacak.
Kültür Portalı kayıtlarında Çanakkale’de bir dönem hemen her köyde yapılan kaşıkların günümüzde sınırlı sayıda usta tarafından sürdürüldüğünün belirtilmesi, etkinliğin kültürel değerini daha da artırıyor.
Ahşap Kaşık Yapımı Atölyesi, 4 Eylül 2026 Cuma günü saat 16.00-17.00 arasında Anadolu Hamidiye Tabyası Hangar’da Mehmet Siracettin Çetin eşliğinde gerçekleştirilecek. Ücretsiz etkinlik 10 kişiyle sınırlı olacak ve kayıtlar atolyekayit.com üzerinden alınacak. Katılımcılar Çanakkale’de köklü bir geçmişe sahip ahşap kaşıkçılığı yakından tanırken geleneksel üretim sürecini uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı bulacak.
